Biri 4 Yaşında, Diğeri 18 Aylık İki Çocukla New York City Seyahatimiz

  • 22 Aralık 2015
  • 0
Misafir Yazar - Merve Yavuzdemir

Küçük çocuklarla turistik gezi yaparken belki de en zoru onların tamamen ilgi alanı dışında olan bir gezi planına onları da dahil edebilme çabasıdır. Çünkü bize heyecan veren tarihi alanlar, ünlü şehirler, heykeller, binalar, köprüler onların dünyasında pek de prim yapmayan şeyler. Bu nedenle, böylesi geziler için öncesinde ve gezerken kullanabileceğiniz bir kaç önerim olacak:

Öncelikle gezi planı kesinlikle anne-babanın bildiği bir sır olmamalı. Çocuklar önce aldırış etmeyecektir, ama sonra sonra heyecanınız ile onları da bu duygu içine çekmeye başlarsınız.

Çocukla böyle bir tatile çıkılmadan yapılması gereken en önemli işlerden biri ise tatili saat saat planlamaktır. Çünkü çocuklarla 2 saatlik uzun kuyrukları beklemek ya da kentte kaybolmak gibi lüksleriniz olmuyor. Kaldı ki New York City bu planlamayı yapabileceğiniz en elverişli yerlerden birisi. Gezebileceğiniz her yere ait ayrıntılı bilgiyi internet sitelerinden bulabileceğiniz gibi biletlerinizi de yine bu sitelerden alabilirsiniz. Biz de böyle yaptık. İnternet üzerinde tüm etkinliklerin ve öncelikli gezilecek yerlerin listesini çıkarıp gitmeden 2 gün önce biletlerimizi aldık.

Planlamayı yaptıktan sonra işi çocuklar için biraz somut hale getirmek faydalı olacaktır. Bunun bir çok yolu var tabi.  Örneğin New York City için gitmeden oğlumla, NYC’de geçen Evde Tek Başına 2 ve Şirinler 1 filmlerini izledik. Sonrasında kentin siluetini çizdiğim bir kartona planladığımız aktiviteleri yazdım. Bu kartonu görebileceğimiz bir yere astım ve son 10 gün kala geri sayım etiketlerini çocuklarımla işaretledim. Böylece meraklarını arttırırken ilgilerini seyahatimize çekmiş oldum. Bunun yanında malum 4 yaşında bir erkek çocuk iseniz ve büyüyünce örümcek adam olmak istiyorsanız, gittiğiniz yerde örümcek adam ve arkadaşlarını görüp foto çektirebileceğinizi öğrenmeniz de heyecanınızı tetikleyici bir etkidir.

Gezi planı yaparken maceradan çok keyifli bir tatil olsun istediğimizden çocuklarımızı tanıyarak öncelikli destinasyonlarımızı seçtik. 3 günlük NYC tatili için ilk gün öne çıkanlar: 5.Cadde, Simit Saray, Madame Tussauds, Times Square. İkinci gün: Özgürlük Heykeli, Wall Street ve Meşhur Boğa Heykeli, Times Square, Midtown. Son gün ise: Empire State ve Central Park.

Gitmeden Madame Tussauds, Özgürlük Heykeli Feribot Turu ve Empire State biletlerimizi internet üzerinde biraz da uygun bir fiyata aldık. Bu sayede bilet sırası beklemedik.

1.GÜN: SİMİT SARAYI, MADAME TUSSAUDS ve TIMES SQUARE

Uzun bir yoldan geldikten sonra Manhattan merkezdeki otelimizden ayrılarak 5.Cadde üzerinde gezmeye başladık. Amacımız Times Square ve Madame Tussauds Müzesine ulaşmaktı ama öncesinde bir mola verip 5. Cadde üzerindeki Simit Sarayı’na uğradık. Bir bebek arabası ve bir yürüyen çocuk için gerçekten yanlış bir seçim oldu. Rahat oturabileceğimiz koltuklar bir üst kattaydı ve asansör yoktu. Buna ek olarak bebek arabasını aşağıda bırakabileceğimiz bir alan olmadığı gibi arabayı yukarı çıkarmamıza yardım edebilecek kimse de yoktu. Biz de girişte ayaküstü atıştırıp çıkmak zorunda kaldık.

Bir sonraki hedefimiz Madame Tussauds Müzesi. Bu müze sadece bizim için değil orada hayalindeki süper kahramanlar ile tanışıp fotoğraf çektirmeyi planlayan oğlum için de merak uyandırıcıydı. İlk etapta ne kızım ne oğlum bizim mankenler ile fotoğraf çektirmemizi ve bunu yaparken bu kadar eğleniyor olmamızı anlayamadılar. Fakat sonrasında anlamaya çalışmadan onlar da havaya girdiler ve hep beraber keyifli fotoğraflar çektik. Bu arada müze tamamen bebek arabası için uygun. Üstelik herkes çok yardımseverdi. Gezinin sonlarına doğru bir de ailece 4D film izledik. Bu çocuklarla gittiğimiz ilk filmdi. Film örümcek adam ve arkadaşları ile ilgiliydi, sonrasında onların heykellerini görmek oğlumu çok mutlu etti.

Madame Tussauds Müzesi’ nden sonra çok yakın olan Times Square gittik. Dev ekranlar, ışıklar gerçekten göz kamaştırıyor. Müzeden istediğini almış olan oğlumun uykusu geldi ve hala sığabildiği geniş bebek arabasında dinlenmeye çekildi. Bu sırada 18 aylık kızım etraftaki onca ışık ile büyülenmiş gibiydi. Etraftaki ışıklar, sesler, insanlar Beyza’nın çok ilgisini çekti. Otele dönene kadar hiç arabasına binmek istemedi ve etrafı izleyerek kızımla el ele keyifli bir yürüyüş yaptık.

2. GÜN: Özgürlük Anıtı, Wall Street ve Boğa Heykeli, Midtown

Otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra Özgürlük Adası feribotuna yetişmek için yola çıktık. Otelden feribotun kalktığı Battery Parka gidebilmek için metroyu kullandık. Metro ağı gerçekten çok yaygın. İstasyonların yerleri her yerde olabiliyor. Bebek arabası ile ilk gün biraz acemilik çeksek de sonra sonra alışmaya başladık. Battery Park yakınlarındaki durakta indiğimizde henüz feribot için zamanımız vardı ve meşhur Boğa Heykeli'ni görmeye gittik. Etrafı inanılmaz kalabalıktı. Boğanın ufacık bir yerinde boşluk bulan hemen fotoğraf çekiyordu. Boğayı bu kadar özel kılan nedir anlayamasam da oğluma söz verdiğim için bir aralık onun da fotoğrafını çekme şansı yakaladık ve kaçarak ayrıldık.

Özgürlük Adası'na giden feribota biletlerimizi önceden aldığımız için sıra beklemeden binebildik. Ancak feribota binmeden havaalanlarındakine benzer bir kontrol noktasından geçiyorsunuz. Çocuklarla bu kontrol noktaları biraz zorluyor olsa da 2. çocuktan sonra kazandığımız el becerileri ile sorunsuz geçiyoruz burayı da. Feribot gerçekten çocuklar için çok keyifli. Suyun çıkardığı köpükleri izlerken ufaktan atıştırıyoruz.

15 dakikalık bir yolculuk sonunda Özgürlük Heykelinin yanındayız ve şansımıza hava da Kasım ayının sonu olmasına rağmen çok güneşli ve güzel. Madem diyorum Özgürlük Adası'ndayız bırakın çocukları koşup oynasınlar. Öyle de oldu gerçekten birlikte fotoğraf çektirdikten sonra diledikleri gibi martılara baktılar koştular oynadılar. ABD yaşlı nüfusun kent yaşamına aktif olarak katıldığı, engellilerin hayatın rutini içinde yer aldığı bir yer. Bu nedenle olsa gerek bebek arabası ile gezerken hiç bir sorun yaşamadık.

Özgürlük Heykeli gezimizden sonra yemek yemek için Times Meydanı'nın bulunduğu alana gittik. Otele dönerken yine kızım arabada olmak istemedi. New York City caddelerini birlikte dolaştık. Sokakta fotoğraf çektirmek için dolanan bir çok Disney kahramanlarına el salladık. Çantalara baktık. Müzikallerin olduğu sokakların ışıklarında hayran hayran gezdik.

3.GÜN: EMPIRE STATE VE CENTRAL PARK

Bir çok forumda ve blogta Empire State girişindeki uçsuz bucaksız sıralar ile ilgili bilgi okuyunca sırada çocukları gereksiz yormamak için saat sabah 9 da yola çıktık. Otelimize yakın bir konumda olan Emire State binasına giderken kızım arabada uyuyordu ve oğlum bu olanlara anlam vermeye çalışıyordu. Sonuçta ona göre sıradan bir binaya neden çıkıyorduk ki? Etrafımızdaki gökdelenler Hüseyin Emir'in hiç dikkatini çekmemişti. Taaa kii… ‘’ona bu gökdelenler olmasa örümcek adam nasıl ağları ile oradan oraya gidecek kii?...’’ soruma kadar. 

Gerçekten de hiç sıra beklemeden uzunca bir dolanmanın ardından 86. Kata çıkmıştık. Manzara çok güzeldi ama çok rüzgârlı olduğundan çocukları dışarı çıkaramadık. Sıra ile gözlemlerimizi yapıp Central Parka gitmek için binadan ayrıldık.

Central Parka metro ile gittik. Gerçekçi olmak gerekir ki parkın girişinde dahi yorulmuştuk. Kaldı ki çocuk parklarında oynayabilmek için de hava çok soğuktu. Yine de yapabildiğimiz kadar dolandık. Bir ara bir köprünün altından geçiyorduk ki saksafon çalan bir amca bizi görünce ‘Daha dün annemizin kollarında’ ve ‘Wheel on the bus’ şarkılarını çaldı. Bu jest çocukların çok hoşuna gitti.

Çok yorulduğumuz için Central Park gezimizi yaza bırakarak otelimize geri döndük. Böyle büyük bir kentte en büyük yardımcımız navigasyonumuz oldu. Çünkü çocuklarla yürüyerek gezmek zorundayken en kısa yolları bulmak çok önemli. Bunun yanında, yanımızdaki hayati kurtarıcılarımız atıştırmalıklarımız da böyle gezilerin vazgeçilmezi.

Sonuç olarak, dünyanın en büyük küresel kentlerinden birinde planladığımız 3 günlük tatilimizi sorunsuz tamamlamış olduk. Doğru planlandığında, herhangi bir sağlık problemi olmadığında ve beklentileri gerçekçi bir düzeyde tuttuğunda çocuklarla gezmek nereye olursa olsun çok daha güzel... Çünkü güzel olan mekanlar değil mekanlarda sevdiklerinle yaşadığın anılar.

 



YORUMLAR

0 yorum var

Henüz hiç yorum yapılmamış.


Yorum ekle