Bir Anne Gözünden Prag Seyahati

  • 8 Kasım 2016
  • 0
Ezgi

Kasım ayının ilk haftası üç günlük bir Prag seyahatine çıktık. Aslında ilk defa sitemize çocuksuz bir gezi tecrübemi yazacağım. Çünkü artık malum çocuklarımız büyüdü ve onları rahatlıkla anane, babanneye bırakıp gezilere gidebiliyoruz. Tabi her ne kadar çocuksuz bir gezi olsa da her adımda 'Derin yanımızda olsaydı nasıl olurdu' yu düşündüm. O yüzden hem çocuklu hem çocuksuz bir gözden sizlere tavsiyeler vermek istedim.

Prag harika bir Orta Avrupa şehri, gerçekten tarihi dokusu ve bu dokuyu tertemiz şekilde korumuş olmaları bizi büyüledi. Her bir sokak da birbirini gölgeye düşürecek binalar var. Şehir gezisine Cumhurbaşkanlığı sarayından başladık. Cumhurbaşkanlığına basit bir güvenlik kontrolünden geçerek girdik ( Üstelik o esnada Başkan saraydaydı) Burada bizim ülkemizde ki gibi aramalar yapılmıyor çünkü suç oranı oldukça düşük ve terör yok. Saraydan sonra Saint Vitüs Katedralini ziyaret ettik. İşte beni bitiren yer burası oldu, kendinizi masalda gibi hissettiren bir mekan. Yapımı 420 yıl sürmüş, siz ne kadar özel olduğunu tahmin edin:)

Aşağı yürüyüp Prag'ı tepeden görerek Charles köprüsüne geldik. Oradan da şehrin kalbinin attığı meşhur Astronomik saate geldik. Buralar Prag'a gidip de görülmeden gelinmemesi gereken en meşhur yerler. Burası bütün turistlerin uğrak noktası. Nerede ise Çek vatandaşlarından daha çok turist var. Zaten kulağınıza sürekli bir Türkçe konuşma sesi gelecek. Buralarda bir çok restoran var muhtemelen oturmak isteyeceksiniz ama ben tavsiye etmiyorum. Belki bir kahve içip salata yiyebilirsiniz. Prag da malesef yeme içme olayı bizim için sıkıntı oldu. Hele Derin'le gelseydim büyük olay olurdu. Ailecek damak zevki gayet oturmuş insanlar olduğumuz için hiç bir şeyi beğenemedik. Zaten Çek mutfağının kötülüğü hakkında yazılar okumuştum fakat dünya mutfağında da malesef çok becerikli değiller. 

İlk gün başkanlık sarayından başlayan gezimiz, Yahudi mahallesi ve Paris caddesi ile sonlandı. Ertesi günü Prag' a gitmişken asla görmeden gelmeyin dedikleri Karlovy Vary'i ziyaret ettik. Buraya Pronto tur ile gitmiştik, yine onun düzenlediği ekstra turla gitme imkanı bulduk. Karlovy Vary'e hem otobüs hemde tren var fakat biz açıkçası uğraşmak istemedik. Aslında eminim çok daha iyi bir fiyata buray görme imkanımız olabilirdi. 

Karlovy Vary rüya gibi bir yer. 1918 yılında liderimiz Atatürk bile ziyaret etmiş ve burada 27  gün kalmış. Burasının özelliği şifalı suları ve kaplıcaları.  O dönemin kralı Karl'ın keşfettiği bu yer hemen gelişmiş ve zamanla turizme açılmış. Atatürk'de buraya böbrek rahatsızlığı sebebi ile tedavi amaçlı gelmiş. O dönemde kaldığı apart şu anda beş yıldızlı otele çevrilmiş ve bu otelde Atatürk'ün kaldığı oda turistlerin ziyaretine açılmış. Nehrin iki tarafında ve vadide kurulan bu şehirde yürürken bir anda sulardan çıkan buharları ve fokurtuları görebilirsiniz. Bazı yerlerde çeşmeler var ve bu çeşmelerden tadı oldukça garip olan sulardan içen insanlar üç haftalık kürler ile sağlıklarına kavuşuyormuş. Burası her sene film festivallerinde bir çok Hollywood yıldınıza da ev sahipliği yapıyormuş. Burası küçücük ama harika bir yer. Çok uzun zaman ayırmadan gezinizi tamamlayabilirsiniz.

Şimdi gelelim esas konuya, bana buraya çocukla gidilir mi derseniz; kışın hayır ama yazın olabilir derim. Neden derseniz kışları çok sert geçiyor. Biz termal içlikerimiz, atkımız ve beremizi çıkaramadık. Yazın gittiğinizde eminim çok daha rahat edersiniz. Bence burada yazın tek sıkıntı çocuğunuza ne yedireceğiniz olabilir. Bir çok restoranda çocuk menüsü de yok. Zaten olanlarında tadı gerçekten çok garip. Çocuğunuzla giderseniz Ulusal Müzede'ki Nuh'un gemisi sergisini mutlaka gezin ve de merkezde ki Hamleys alışveriş mağazasına götürün. Biliyorum bu mağaza Türkiye'de de var ama inanın alakası yok buradaki ile. Ben saatlerce çıkmak istemedim:)) 

Burada ne yemeden dönmeyelim derseniz tabi ki sokak başı satılan Tredelnik tatlısını öneririm. Gerçekten çok ama çok güzel bir hamur tatlısı. 

Bir çok yerde okuyacağınız üzere Prag'dan ne alınır diye araştırıldığında karşımıza kukla çıkıyor. Ama 22 yıldır orada yaşayan rehberimizin söylediğine göre kukla Çek'lerin bulduğu bir şey değil aslında Sırp'ların ülkeye getirdiği bir şey. Gerçekten çok güzel kuklalar var ama fiyatları da bir o kadar güzel. Prag hakkında dikkatimi çeken bir diğer şey ise ilgi alanıma giren kristaller oldu. Adım başı porselen ve kristalci var fakat fiyatlarını duyunca dudağım uçukladı. 6 tane renk renk kristal bardak için 700 euro dediler. Almak isteyenler ona göre hazırlıklı gitsinler. 

Konaklama konusunda sıkıntı çekebileceğiniz bir yer değil. Şehir merkezinde onlarca otel var. Biz şehir merkezine 8 km uzaklıkta Golf Otel'de konakladık. Tam önünden tramvay kalkıyor. Resepsiyondan bile temin edeceğiniz bu 24 kr luk biletlerle 15 dk da merkeze ulaşabiliyorsunuz.

 

Kısacası çocukla ya da çocuksuz, gezmek, görmek her zaman güzeldir. Sadece gideceğiniz yeri iyi araştırın ve önlemlerinizi ona göre aldıktan sonra çocukla uzaya bile gidilir ;) 

 


Konum Bilgisi



YORUMLAR

0 yorum var

Henüz hiç yorum yapılmamış.


Yorum ekle